|
Yapay Ada - Yapay Göller ve İstanbul Kanal Projesi |
|
|
Menü -
Gezi Yazıları
|
|
Pazar, 04 Aralık 2011 23:38 |
|
Seçim öncesi bahsedilen İstanbul Büyük Kanal Projesi detayları ve son durumu, yapıldı mı, yapılacak mı veya ne zaman yapılacak bunları bilmesek de, internette yazılmış bir yapay göl, yapay ada ve yapay göller hakkında bir makaleyi paylaşaım...
Geçenlerde Hıncal Uluç’un, Başbakan R. T. Erdoğan’dan duyduğu ancak ”Aktaramam” dediği konuya değinmek istedim. Konu gerçek midir, fikir midir, proje midir bilemiyorum ancak konsept olarak kendi çapımda biranaliz yapmak istedim (işimiz bu).
Denize yapay ada yapmanın etkilerini ekonomik, çevresel, ve kültürel olarak üçe ayırabiliriz. Ada veya yapay göller için çevresel etmenlerden bahsetmek gerekirse, inşaatın çok iyi yapılmaması durumunda Dubai’deki örneğinde karşılaşıldığı gibi deniz suyu döngüsünün yeteri kadar sağlanamaması sorunu ortaya çıkacaktır. Netice olarak denizde kirlilik ve pis kokular olarak şehre ve adanın tamamına geri dönüş olma ihtimali var. Bunun yanında unutmayalım ki İstanbul’umuz fay hatlarının yakınlarına kurulmuş bir şehir. Olası depremlerde potansiyel tsunamiler düşünülmeli. Bu bakımdan bir çuval inciri berbat etmemek için gerekli matematik hesaplarının çok detaylı ve hataya yer bırakmadan yapılması gerekiyor.
İşin ekonomik yönlerinden bahsetmek gerekirse bu projenin faaliyete geçmesi şehir ve ülke açısından ek turist anlamına geliyor. Tahminimce bu boyutta bir projenin şehre getireceği turistlerin cebi hafif kabarık olacaktır. Neticede dünyanın her yerinde yapay adalar yok. Bu bölgeyi uluslararası cruise seferlerinin bir durağı yaparak ve bölgeye “mini-old-city”(örneğin) alanı inşaa ederek çok ciddi bir ticaret ve kültürel katkı yaratılabilir. Bence maksimum katkının sağlanabilmesi için sorulması gereken esas soru “Böyle bir yapay ada nereye kurulabilir?” olmalı. Biraz beyin fırtınası yapalım. Boğaz’ı zaten geçtik. Karadeniz kıyılarına böyle bir proje kurulsa şehir bundan yarar sağlayamaz, bununla birlikte adaya rağbet kısa ve orta vadede beklentinin altında olur. Marmara Deniz’i tarafına kurulsa ya Anadolu yakasında Kadıköy sahilinin hizasına kurulması gerekiyor ya da Avrupa yakasında Ataköy-Avcılar arasındaki şeride kurulması… Netice olarak Fenerbahçe’den itibaren adalar bölgesi başlıyor Dragos açıklarına kadar bu bölge uzuyor. Kurtköy, Gebze deseniz sanayi bölgesine böyle bir ada kurmanın çok mantıklı olduğunu düşünemiyorum. Deniz trafiğini ve havayolu erişimi kolaylığını düşünerek aşağıdaki resimde kırmızı ile işaretlediğim bölgede olması bence gayet mantıklı duruyor.
Konuya kültürel yaklaşım esasında ekonomik yaklaşım ile biraz paralel diyebiliriz. İstanbul’a gelen turistler neticede klasik “old-city” turunu yapıyorlar. Sadece bunun için gelen turistler mutlaka vardır, ancak böyle büyük bir projenin insanları “İstanbul’u ziyaret etmenin 10 sebebinden biri” listesine yeni bir seçenek daha eklemeye teşvik edecektir. Neticede ne kadar çok turist o kadar çok kültür turizmi ve ülke tanıtım diyebiliriz.
Bildiğim kadarıyla ortada henüz resmileşmiş bir proje veya karar yok. Ancak işin artılarını ve eksilerini masaya yatırıp düşünürsek böylesine bir projenin şehre ek kazanç sağlayacağını düşünüyorum. Çevreciler bana biraz kızabilir ancak iş usulüyle yapıldığında ülkeye katkısının büyük olacağını düşünüyorum. İspanya, Fransa, İngiltere, İtalya gibi dünyanın en büyük ekonomiye sahip ülkelerin ana gelirlerinden birinin turizm olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla böyle bir projenin düzgün yapılması durumunda hayata geçirilmesinin kısa-orta-uzun vadede kazancımıza olacağını düşünüyorum.
|